Wednesday, 18 May 2016 17:10

Zıtlıklar ve Birlikte Yaşama Kültürü

Written by 
Rate this item
(0 votes)
Dünya kurulduğundan beri “hak ile batılın çatışması” davam ediyor.
Bugün de bu çatışma vardır.
Bundan sonrada olacaktır.
“Karşıt olan şeyler” bir araya gelir ve uzlaşmaz olanlardan ”uyum” ortaya çıkar.
Her şey “çatışma sonucunda” meydana gelir.
“Beyazın” karşısında “siyah” olmazsa, beyazın kıymeti bilinmez.
“Gündüzün” karşısında ”gece” olmazsa, gündüzün varlığından haberimiz olmaz.
“Zenginliğin” karşısında “fakirlik” olmazsa, zenginliğin özlemi olmaz.
“İyiliğin” karşısında “kötülük” olmazsa, iyilik bilinmez.
Çünkü
Yüce Yaratan, sistemini “zıtlıklar üzerine” kurmuştur.
Zıtlıklar olmazsa, hayatın bir anlamı olmaz.
Zıtlıklar olmazsa, “doğru ile yanlış” bilinmez.
Zıtlıklar olmazsa, “imtihan olmaz.”
Çünkü
Her şey, “zıttın” da gizlidir.
                         @@@@@@@@@@@@@@@@@
Buna göre, yaşadığımız bu topraklar üzerinde her kesimden, her düşünceden “iyi insanlar” olduğu gibi  “kötü insanlar” da olacağı gerçeği ortaya çıkıyor.
Nitekim ülkemizde yaşayan insanlar arasında;
Sağcısı da, solcusu da,
Dinlisi de dinsizi de,
Zengini de fakiri de,
Hırsızı da dürüstü de,
Merhametlisi de merhametsizi de,
Zalimi de mazlumu da,
Dostu da düşmanı da mevcut...
Bu ve bunlara benzer daha nice karmaşık insanların varlıklarına şahidiz.
Burada önemli olan, bu zıtlıklar içerisinde “farkı fark edip” “doğru ile yanlışı ayırt edebilmektir.
Netice itibariyle en büyük sermayemiz olan ”aklımızı ve potansiyelimizi” kullanarak ”analizler” yapabilmek.
Daha sonraki süreçte,  kişiliğimize ve kimliğimize uygun olan ”sentezi,” ortaya koyup tavrımızı ortaya koyabilmektir.
                         @@@@@@@@@@@@@@@@@@
İçinde bulunduğumuz coğrafya, tarih boyunca farklı düşüncelere, kültürlere, dinlere, mezheplere, ideolojilere ve medeniyetlere ev sahipliği yapmış ve yapmaya devam ediyor.
Tüm dünyanın en çok ihtiyacı olan kavramlardan birisi olan ”hoşgörü ve farklılıkların bir arada yönetimi” konusuna her zaman ihtiyaç duyulmuştur.
Yunus Emre, Hacı Bektaşi Veli, Mevlana gibi büyük şair ve düşünürler farklılıkları bir zenginlik kaynağı olarak görmüşlerdir.
Farklı din, dil ve kültürden olan insanları aynı coğrafyada birlikte barışla sevgiyle yaşamalarını sağlayarak kaynaştırmıştır.
İnancımıza göre bütün insanların canları “aziz ve kutsal” dır.
Bundan dolayıdır ki ”Peygamber efendimiz (sav) ”insanlığın güvencesiyle ilgili bir uygulamayı, dünyaya “model olarak”  göstermiştir.
Siyeri nebide, “Medine antlaşması” diye bir uygulama örneği vardır.
Bu uygulamaya göre, Yahudiler, müşrikler, munafıklar Medineliler ve Mekkelilerle birlikte  ”bir arada ve barış içinde” yaşayabilme modeli insanlığa sunulmuştur.
Zıtlıklarla birlikte, bir arada yaşama kültürünün en güzel uygulamasını, Cihan Peygamberi bu şekilde insanlığa armağan etmiştir.
Geçmişte bunu uygulayan Osmanlılar, asırlarca farklı insanları ve farklı kültürleri bu model sayesinde bir arada tutabilmişlerdir.
                     @@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@
Küreselleşen bu dünyada, ülkeler bir köy olarak addedilmektedir.
Artık bundan sonra, rejimler, ideolojiler ve liderler istedikleri gibi diğer kitleler üzerinde ”hâkimiyet” kuramayacaklardır.
Teknolojinin, kitle iletişimin ve bilişimin yaygın olduğu bir dünyada insanlar bilinçlendiler ve haklarını araya bilme konumuna geldiler.
En basit bir haksızlık karşısında insanlar, ayaklanıyor ve haklarını aramaya koyuluyorlar.
Çağımızda en çok yıpranan ve istismar edilen “demokrasi” de artık özelliğini kaybetmeye başladı.
Buna göre yapılması gereken en kalıcı yöntem, “adaletli olma yöntemi” dir.
“Adalet” olmadan, demokrasi olmaz.
“Adalet” olmadan, “Hak-hukuk” olmaz.
Haklı olan, haklılığın karşılığını almalı, haksız olan da cezasını çekmelidir.
Bunu yapmayan,
 Bireyler,
 Liderler,
 Kurumlar,
Kuruluşlar
ve
Devletler, “ilahi adaletin tecellisine,” eninde sonunda maruz kalırlar.
Read 6384 times Last modified on Thursday, 12 January 2017 20:38

Leave a comment

Make sure you enter the (*) required information where indicated. HTML code is not allowed.