Monday, 05 November 2012 03:13

2016 Ya Geldik Ama İnsanlık Hala Arayışta

Written by 
Rate this item
(0 votes)

İnsanın beyin yapısı,“arayış” a yönelik bir şekilde yaratılmıştır.
Bu nedenle insanın fıtratı, geleceğe sürekli umutla bakar.
Umut bir motivasyon aracıdır, toplumların “dinç ve heyecanlı” kalabilmeleri için en önemli etkendir.
Şüphesiz insanlık, maddi alandaki arayışlarında büyük başarılar kaydetmiştir.
Ancak ruhsal alandaki arayışları çoğu zaman büyük bir hayal kırıklığıyla sonuçlanmıştır.
Bugün insanlık, yüreğinde hüküm süren ruhsal boşluğu gidermek ve sorduğu sorulara yanıt bulabilmek amacıyla çeşitli yollara başvurmuş ve vurmaktadır da..

Sayısız kişi, çözüm için bilime, politikaya, felsefeye, materyalizme veya bir çok tarikatlara ve cemaatlere sığınmaktadır.
Bazıları da bu arayışlardan tamamen usanıp kendilerini dengesiz eğlencelere, uyuşturucuya, madde kullanımına veya alkolizme kaptırmıştır.

İnsanı ruhsal bunalımlara iten”Marks”sın üretim ve tüketimi.
“Hegel”in mallarının mübadelesi.
“Darwin” in maymunu.
“Freud” un cinsiyeti üzerine kurulan Batı kültürünün toplumları ve kişileri mutlu edemediğini gördük.
Öyleyse bütün insanlığın problemlerinin temelinde “maneviyatsızlık” yatmaktadır.
Tüm manevi ve insanî duygularının yerini maddi endişeler kapladığında, insanın mutlu olması mümkün mü?
Çare ise, yalnız maddeci ve batıl kültürle paslaşan kalplere yeniden “İslam ruhunu” vermekle mümkündür.
İslam’ın dışında olan bütün rejimler bunun endişesini ve korkusunu taşımaktadırlar.
Doğu’nun ve Batı’nın büyük düşünürleri İslam’a girmekte, gerçek mutluluğu ve kurtuluşu onda bulmaktadırlar.

İslam’ı seçen Fransız düşünürü “Roger Garaudy,” İslam hakkındaki düşüncelerini şu şekilde anlatıyor:
“İslam, çağları arkasından sürükleyen bir dindir.
Diğer dinler ise, çağların arkasından sürüklendi.
Yani İslam dışındaki tüm dinler zamana uyduruldu.
Mukaddes kitaplar, her zamana göre tahrif edildi.
Kur’an ise; indirildiği günden beri hep zamana hükmetti.
O, zamanı değil zaman onu izledi.
Zaman yaşlandıkça, o gençleşti.
Bu çağlar üstü bir olaydır.
Evet, “Roger Garaud”’in İslam hakkındaki düşünceleri böyle.
Bunun gibi daha nice şahsiyetler, İslam’ı seçerek yaptıkları, açıklamalarla bütün dünyanın dikkatlerini üstlerine toplamışlardır.

Servet, konfor ve teknolojinin peşinde koşmaktan yorgun düşen modern insan, bugün “kaybettiği imanı ve ideali aramakta” ve onun hasretiyle yanmaktadır.
Gariptir ki, devletlerin en çok ihmal ettikleri, hatta bazı ülkelerde hiç meşgul bile olmadıkları buhran da “manevi buhran” dır.
Toplumlar elbette dağlar gibi tarih boyunca hiç değişmeden oldukları yerde kalacak değiller.
Bir değişiklik ve tekâmül elbette olacak ama bunun belli kuralları ve ölçüleri olmalı.
Bugün insanlık tabiatın esiri olmaktan kurtulmuş, adeta tabiatta hükmetme durumuna gelmiştir.
Netice itibariyle günümüz insanı, ya da “modern insan,” çok yönlü bir değişim sürecine girmiş bulunmaktadır.
Bu değişim de insanı çeşitli arayışlara sürüklediğinden insanlığın önünde, “alternatif” olarak “İslam” durmaktadır.
Okunma 42 defa Son Düzenlen

 

 

Read 5595 times Last modified on Friday, 18 March 2016 18:54

Leave a comment

Make sure you enter the (*) required information where indicated. HTML code is not allowed.