Monday, 02 September 2019 05:31

Gelecekte Türkiye'nin en büyük sorunu? Featured

Written by 
Rate this item
(0 votes)

Her ülke gibi Türkiye’nin de kendine göre önemli sorunları vardır.

Bu sorunların başında;

“Terör,

 İşsizlik,

 Hayat pahalılığı ve adaletsizlik” başta geliyor.

Daha sonra;

Eğitimsizlik,

Resmi ideolojinin baskısı,

Medyanın gücünü kötüye kullanması,

Rüşvet,

Ahlaki çöküntü,

Güvensizlik,

Toplumsal şiddet,

Güçlünün zayıfı ezmesi,

Dengesiz gelir dağılımı,

Din düşmanlığı,

Tahammülsüzlük,

Trafik canavarı gibi sorunlar sıralanabilir…

 

Bu sorunlar tabii ki önemli sorunlardır.

Zaten var olan sorunlar,“güçlü devlet olmanın bir gereğidir.”

Her devlet bunları veya daha fazlasını bir şekilde yaşıyor.

Önemli olan bunlara karşı, “devletlerin kararlılığı ve aldığı tedbirlerdir.”

Sorunların bilincinde olan hükümetler, “ öncelikli, orta ve uzun vadeli programlarla” yapacaklarını gündemlerine alır ve kararlı bir şekilde üstüne giderler.

Bunların,  “siyasi, ekonomik ve sosyal yöntemleri” bellidir.

“Planları ve programları” olan hükümetler bunların üstesinden rahatlıkla gelebilirler.

Elbette, bu sorunlar kolay halledilecek sorunlar değiller ama çözülemeyecek sorunlar da değildiler.

“Kararlı ve bilinçli” bir şekilde programa alındıklarında halledilebilecek sorunlardır.

 

                                            @@@@@@@@@@@

Burada anlatmak istediğimiz ve devamlı gündeme getirmeye çalıştığımız sorun başka bir sorundur.

Gelecekte Türkiye’nin en ciddi problemi olabilecek bu sorunu devamlı dillendirmeye çalışıyoruz.

Ne yazık ki bunun üzerinde, ”ciddi anlamda bir tedbir alınmıyor.”

Evet, gelecekte Türkiye’nin en büyük sorunu, “aile krizi sorunu” olacaktır.

Çünkü “aile kurumunun içine virüs girmiştir.”

Her geçen gün bu virüs, aile içinde yayılmakta ve giderek ülkeyi kontrolü altına almaktadır.

Bunun en canlı örneği, “boşanmaların devamlı artarak çoğalmasıdır.”

“Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu”nun değerlendirmelerine göre son on yılda boşanma artış oranı ” %80,7” rakamına ulaşmıştır.

Özellikle bir yıllık evliliklerdeki artış, ön sıralarda yer alıyor.

Dünya Devletleriyle karşılaştırma yaptığımızda çok övündüğümüz ”aile kurumumuzda” da tehlike çanları çalmaya başladı.

Pek çok kutsal kavramları yitirdiğimiz gibi, aile kavramını da yitiriyoruz.

 İnsanların gün geçtikçe “manevi  değerlerini” bir yana bırakarak tamamen ekonomiye dayalı ticari bir müessese haline getirilmesi bunun en önemli nedenleri arasında yer alıyor.

                                           @@@@@@@@@@@@@

 

Şuanda Türkiye’de “en çok yara olan kurum” aile kurumudur.

Ailede ciddi bir sorun olduğu ve giderek hızlı bir irtifa kaybettiğini artık herkesin görmesi lazım.

“Özgürleşmek ve bireyselleşmek” aile değerlerini alt-üst etti.

Çünkü ailede “birlik ve bütünlük” esastır, “paylaşımın ve sorumluluğun”  olabilmesi için birlikteliğin olması kaçınılmaz bir ihtiyaçtır. “Dirlik, düzen ve mutluluk,” ancak böyle elde edilir.

“Kadın ve erkeği” birbiriyle yarışmak aileye ve topluma huzursuzluk ve düşmanlık getirir.

“Modern dünya,” özgürlüğü, bireyselliği ve eşitliliği kullanarak aileye ve topluma büyük tahribatlar yapmış ve insanları yalnızlığa itmiştir.

“Seküler dünya,” kendi aile hayatlarını koruyamayınca, başka milletlerin hayatlarını da bozmaya koyuldular.

Artık yeniden aile yapılanması içerisine girmek ve yeni önlemler alma zamanı gelmiştir.

Konfüçyüs’ün dediği gibi; “geleceğini planlamayanlar önünü göremezler” sözü bunu çok güzel açıklıyor

Dünya değişiyor, insanlar değişiyor Türkiye değişiyor, haliyle “Aile de değişiyor.”

Burada önemli olan; “ ailenin meşru şartlar içerisinde değişmesi ve yeni değer ölçülerine göre dönüşmesi gerekiyor.”

Read 1475 times Last modified on Thursday, 19 September 2019 07:54

Leave a comment

Make sure you enter the (*) required information where indicated. HTML code is not allowed.