Saturday, 20 February 2016 15:55

Ömür Dediğin

Written by 
Rate this item
(0 votes)

Günümüzün “en yaygın kitle iletişim aracı olan televizyon,” insanlara bir yandan, “görselliğiyle,” bir yandan “işitselliğiyle” binlerce programlar sunmaktadır.

Yüzlerce kanalın, yirmi dört saat yayın yaptığı, her türlü  “haber ve görselliği” bütün dünyaya ulaştırmak için oluşturduğu “medyatik güç,”  kuşkusuz televizyondur.

Rekabetin yaygınlaştığı bir dünyada, “kaliteli programlar”yapmak, öyle zannedildiği gibi kolay olmuyor.

Televizyondan bahsettiğimizde, aklımıza hemen “zararları programlar” geçiyor.

Oysa kullanmasını bilenler için,“televizyonun etkisi ve yararları”  tahminlerimizden daha fazladır.

Biz nedense, kendimizi hep “olumsuz programlara” odaklamışız.

   “Medya dünyasında,” olumsuzlukların önde olduğu gerçeği doğrudur ama,  var olan “olumlu programları” da öne çıkarmak bizim vazifemiz.

Bu “olumlu programlar” içerisinde,  “TRT 2” nin yayınlarını, özellikle  “insanı ve insan hayatını önemseyen”  programlarını takdirle karşılamak gerekiyor.

Hele hele,  yaşlı insanların doğal yaşantılarını anlatan “Ömür Dediğin”  adlı program, en kaliteli “insan merkezli” programlardan biri olduğunu söyleyebiliriz.

                          @@@@@@@@@@@@@@

İnsan hayatında her yaşın ayrı bir özelliği ve güzelliği vardır.

 Ancak “yaşlılık bambaşka bir şeydir.”

Olgunlukları, sevecenlikleri, inatçılıkları, çocuklukları, yalnızlıkları ve gariplikleriyle bir arada yaşayan karı-kocalar…

 Günümüzde pek rastlayamadığımız, insanın içini ısıtan ve bizden diyebileceğimiz sımsıcak hayat hikâyeleriyle “bizim gelecekteki yerimizi” yansıtan insanlar…

  Koskoca bir ömrü kendi dillerinden, kimi zaman hüzünlü, kimi zaman neşeli bir şekilde anlatıyor koca çınar ağaçları…

O yorgun yüzler, yıllarca koparıp attıkları “binlerce takvim yapraklarını” yeniden ellerine alıyor ve kendi ömürlerini yansıtıyorlar.

Geçip giden yıllardan arta kalan hüzünlerini, mutluluklarını “Ömür Dediğin” programında bütün yürekleriyle ortaya koyuyorlar.

İşte size, yıllara meydan okuyan “koca çınar ağaçları…”

İşte size, “canlı tarih…”

İşte size, “ gerçek hayat hikâyeler…”

İşte size,  “doğaçlama insan manzaraları…”

İşte size,  insan merkezli, “Ömür Dediğin” program…

                         @@@@@@@@@@@@@

Ömür dediğin nedir ki?..

Ömür dediğin üç gündür,

Dün geldi geçti,

Yarın meçhuldür,

O halde ömür dediğin bir gündür,

O da bugündür.

Ömür dediğin nedir ki?..

Bir girişi bir de çıkışı olan koca bir han mıdır?

Göz açıp kapanıncaya kadar geçen zaman mıdır?

Kundakla kefen arasında geçen zaman mıdır?

Yoksa ekranların başında, zevksiz ve anlamsız programlara mahkûm olmak mıdır?

En doğrusunu, “Ömür Dediğin” programında, Trabzon-Sürmeneli teyzenin dediği gibi;

“Ömür dediğin dalda kuru yaprak,

Ne kadar yaşarsan yaşa,

Sonun kara toprak?”                             

                                 @@@@@@@@@@@@

Gerçeklerle, acılarla, sevinçlerle dolu olan bu programı, yanı “Ömür Dediğin” programını hazırlayanları kutlamak gerekiyor.

“İnsanı merkeze alan” ve yaşama şansını elde eden herkesin gelecekteki yerini gösteren harika bir program…

Bu program, geçmiş ile günümüz arasında adeta bir “köprü niteliği” taşıyor.

Ne gariptir ki, herkesi ilgilendiren bu program, “medyada” hak ettiği yeri bulmuyor.

Takılmışız “popilist kültürün” peşine gidiyoruz.

“Reyting”  uğruna yaşlılarımıza, değerlerimize ve kültürümüze sırtımızı dönmüşüz.

Sanki biz hiç yaşlanmayacakmışız gibi büyüklerimizi kenara atmışız.

İnsanoğlu, anne karnına sığarken dünyaya neden sığmadığını bir türlü anlayamıyorum.

Ne olursak olalım, en sonunda bir metre karelik yere sığmayacak mıyız?

Ömür dediğin su gibi akıp gidiyor.

Bugün varız, yarın yoğuz.

Bu yalancı hayat, yaşlısını da götürüyor, gencini de…

Bugün ne ekersek, yarın onu biçeceğiz.

Bu yaşlı insanların hayatlarını izlerken “hepsinin ortak bir paydasına” şahit oluyoruz.

Bu “ortak payda,” günümüz insanı için çok önemli.

    Yaşadıkları onca zorluklara rağmen “çok mutlu” görünüyorlar. 
    Bunun tek bir sebebi var;“Hallerine şükrediyorlar.”

    Çağımızın insanı bunu bir türlü anlayamıyor.

    Mutluluğun temel şartı,”şükür” dür.

    Sonuç olarak şunu hatırlatmak isterim.

    Bu güzel programı kaçıranların internetten veya tekrarlardan seyretmeleri halinde çok kârlı çıkacaklarından emin olabilirler.

Read 6091 times Last modified on Saturday, 20 February 2016 15:57

Leave a comment

Make sure you enter the (*) required information where indicated. HTML code is not allowed.