Makaleler

Bu Musibetlerin Sonu Nereye Varacak? Featured

Wednesday, 04 August 2021 11:13 Written by
Rate this item
(0 votes)

Teknolojinin, rahatın ve konforun her çeşidini sınırsızca yaşıyoruz.

Bir tarafta ”felaket tellallığı” yapanlar, diğer tarafta “haline şükredenler…”

Günümüzde, “Sevaplarla-günahlar” birbirine karışmış durumda.

Herkes yaptıklarını haklı görebilmek için kendine göre bir kılıf uyduruyor.

İnsanların “karakteristik kimliği” değişmiş durumda.

Kim haklı, kim haksız belli değil?..

Dünya bir taraftan  “iklim değişiklikleriyle” kabuk değiştirirken bir taraftan da “savaşlarla sarsılıyor.”

Dostluğun yerini düşmanlıklar, çiçeklerin ve güzelliklerin yerini bombalar ve katliamlar almış.

Kimsenin kimseye “eyvallahı” yok.

Varsa yoksa “güç mücadelesi.”

Varsa yoksa “refah ve saltanat mücadelesi...”

Last modified on Sunday, 05 September 2021 20:11
Rate this item
(0 votes)

 

“Eylemler” ile “söylemler” uyuşmadığında, orada bir “ahlaki sorun” var demektir.
İnsan olmanın en önemli vasfı, “özü” ile “sözünün” bir olmasıdır.
Güzel laf söylemek önemli değil, önemli olan söylediğini yapmaktır.
Daha da önemlisi “güvenilir” olmaktır.
Eskiden “ikiyüzlü insanlar” vardı, şimdi ise, “çok yüzlü insanlar” türedi
“Söylemleri” ile “eylemleri” biri birine uymayan o kadar çok insanlar var ki…
“Yalanı” doğru olarak söylemek, “modern insanın adeta kişiliği olmuş.”

Last modified on Wednesday, 04 August 2021 11:15

Din Düşmanlığı Psikolojisi Featured

Thursday, 03 June 2021 10:43 Written by
Rate this item
(0 votes)

 “Düşmanlık” ve “dostluk” ilahi nizamın bir parçasıdır.

“Hayır” ve “şer” yaratılmamış olsaydı, “ ilahi kudret” tecelli etmezdi.

Düşmanlığın var olması, “ilahi hikmetin” bir gereğidir.

Çünkü Yüce Yaratan, her şeyi “zıtlarıyla birlikte” yaratmıştır.

Karşıt zıtlıkların çatışmasından gerçekler ortaya çıkar.

Dolayesiyle, en büyük zıtlıklar da, “din ve hakikat” üzerindedir.

Last modified on Sunday, 04 July 2021 19:11
Rate this item
(0 votes)

Nasip olursa birkaç gün sonra “Ramazan Bayramına” kavuşacağız.

Eskiden beri merak etmişimdir.

“Ramazan bayramına” neden “şeker bayramı” deniyor diye?

Araştırmasına araştırdım ama, gerçek sebebini öğrenemedim.

Yakın çağ tarihi ile ilgili edindiğim bilgiler beni tatmin etmedi.

Zaten yakın çağ tarihi ile ilgili yazılanların çoğuna inanmıyorum.

Büyük bir çoğunluğu, “ısmarlama ve uydurma.”

Ben yakın çağı, canlı tarihimizin şahitleri olan “yaşlı insanların” anlattıklarından öğrenmeye çalışıyorum.

O insanlar da giderek azalmaya başladılar.

Yıllar önce akrabalarımdan, Adapazarı’ndan yaşayan “Keleş hoca” vardı.

Ramazan bayramı yerine,”şeker bayramı hikâyesini” ona sormuştum.

“Rahmetli Keleş hoca,”  şöyle anlatmıştı.

Last modified on Thursday, 03 June 2021 10:43

Yapılan Herşeyin Bir Karşılığı Vardır Featured

Saturday, 20 March 2021 14:12 Written by
Rate this item
(0 votes)

İskoçya’da yoksul bir çift yaşardı.

Adı da “Fleming” di.

 Günlerden bir gün tarlada çalışırken bir çığlık duydu.

Hemen sesin geldiği yere koştu.

 Bir de baktı ki beline kadar bataklığa batmış bir çocuk, kurtulmak için çırpınıyordu.

 Çocukcağız bir yandan da avazı çıktığı kadar bağırıyordu.

 Çiftçi çocuğu bataklıktan çıkardı ve ölümden kurtardı.

 Ertesi gün Fleming’in evinin önüne gelen gösterişli arabadan şık giyimli bir “aristokrat”  indi.

Last modified on Wednesday, 05 May 2021 12:05

Gönüllü İnsanlar Varoldukça… Featured

Thursday, 04 March 2021 19:27 Written by
Rate this item
(0 votes)

Maddeciliğin, çıkarcılığın yaygın olduğu, “kapitalist bir dünyada” yaşıyoruz.

Böyle bir çark içinde olup da başkaları adına, “karşılıksız bir şeyler yapmak” isteyen kişilerin olması çok önemli bir duygudur.

Karşılıksız yardım yapmak,

Kendinde olanı başkalarıyla paylaşmak, “bir gönül işidir.”

Amacı olan,

 Heyecanı olan,

“İdeali olan insanlar,” bu uğurda mücadele veren insanlardır.

“Gönüllü insanlar var oldukça, insanlık ta var olacaktır.”

Last modified on Saturday, 20 March 2021 14:13
Rate this item
(0 votes)

Bu sözü bir-çok etkili ve yetkili kişiler dillendiriyor.

 “Küresel pandemi salgını” ile birlikte her şey değişmeye başladı.

İnsani ilişkiler, dostluklar, komşuluklar ve sosyal olaylar değişti.

Eğitimde, beslenmede, sağlıkta ve iletişimde büyük çapta farlılıklar ortaya çıktı.

Daha bir sürü değişiklikler…

Aşağı yukarı her kes bunların geçici olduğunu düşünüyor.

Yapılacak ”aşılarla birlikte bu sorunların biteceğine” inanılıyor.

Gerçekten bitecek mi?

Last modified on Thursday, 04 March 2021 19:28
Rate this item
(0 votes)

Konuya geçmeden, kendime göre bir tespit yapmak istiyorum.

Dört kuşak öncesine gittiğimizde, bizim dedelerimiz fakir doğdular, fakir büyüler ve fakir olarak da öldüler.

Babalarımız da aynı şekilde yoksulluklar içerisinde dünyaya geldiler.

Onlar da fakir doğdular, fakir büyüdüler, fakir yaşadılar ve ömürlerinin sonralarında biraz gün yüzü gördüler ama yaşlılıklarından ve hastalıklarından dolayı da onlar da gün yüzü göremediler.

Bizim kuşağa gelince, 40 yaşın üstünde olanlar, fakir doğdular, fakir büyüdüler ve ömürlerinin olgunluk çağında, “zengin olarak hayatlarını” sürdürüyorlar.

Last modified on Sunday, 31 January 2021 15:53

Modern İnsanın Çıkmazı Yalnızlık Featured

Saturday, 28 November 2020 17:54 Written by
Rate this item
(0 votes)

21. Yüzyılda insanın karşılaştığı en önemli problemlerden biri, kendini  “yalnız” hissetmesidir

 Gelişmekte olan toplumlarda,  toplumsal   “dönüşümler” ve “değişimler” her zaman olmuştur.

Dijital dünya” ile gelişen “iletişim ve teknolojik gelişmeler” bize rahatlık sağlıyor ama giderek de yalnızlaştırıyor.

Hayatın yoğun temposu ve stresin yaygınlaşması insanları yalnız bir yaşama sürüklüyor.

 İnsanın çevresinden, dost ve arkadaşlarından gördüğü samimiyetsizlik, riyakârlık, menfaatini önde tutma, bencillik, vefasızlık, zor zamanda yanında olmama, aldatılma ve dolandırılma gibi tutum ve davranışları da buna dâhil edebiliriz.

Bu durumlar ne yazık ki “modern yaşamın” koşulları insanı “bireyselliğe” ve “yalnızlığa” sürüklüyor.

Buna çağın virüsü veya modern dünyanın hastalığı da diyebiliriz.

Last modified on Wednesday, 06 January 2021 06:49

Kadın Hakları, Şiddet ve Alkol Featured

Saturday, 10 October 2020 11:53 Written by
Rate this item
(0 votes)

“Aile içi şiddetin” temelinde yatan gerçeğin “alkol” olduğu, artık herkes tarafından bilinmektedir.

Alkol alanların büyük çoğunluğu erkekler olduğundan bazı kesimler, “erkeklik ile aile içi şiddeti” özdeşleştiriyorlar.

Her şeyden önce, alkol alan bir kişi ne olursa olsun etrafına şiddet saçar.

Bu işin doğasında vardır.

Bu nedenle,

Erkeklerle şiddeti özdeşleştirme yerine, “alkolle-şiddeti” özdeşleştirmek gerekmez mi?..

Erkekleri topluca sorgulama yerine, alkol alıp şiddet uygulayanları sorgulamak gerekmez mi?..

Last modified on Saturday, 28 November 2020 17:54
«StartPrev12345NextEnd»
Page 1 of 5