Makaleler

Eyvah Erkeklik Elden Gidiyor

Monday, 05 November 2012 03:12 Written by
Rate this item
(0 votes)

Eyvah!.. “Erkeklik Elden Gidiyor!..

Değişimin, gelişimin, bilişimin ve teknolojinin hızla yayıldığı bir dünyada, insanların genetik yapıları da değişmeye başladı. Özellikle, “erkekler bunu daha hızlı yaşıyorlar.”
    
Antalya'da düzenlenen “Türk Alman Jinekoloji Derneği Kongresi'ne” katılan Prof. Dr. Cihat Ünlü; “Önümüzdeki yıllarda erkekler için tehlike çanlarının çaldığını” söyledi. ” 50 yıl öncesine kadar 250 milyon olan bir erkeğin sperm sayısının 20 milyona kadar düştüğünü” açıklaması herkesi şaşırttı. 
    Erkeğin sperm sayısının düşmesinde çevre kirliliği, stres, tarım ve veteriner hekimliğinde hormonların düzensiz kullanımının çok büyük etkisi olduğu söyleniyor. 
    Erkek cinsiyetini belirleyen kromozomunda giderek küçüldüğünü  söyleyen Ünlü, 300 yıl öncesine göre Y kromozomu önemli derecede küçüldüğünü savundu.
    Bazı spekülatif düşüncelere göre “50 milyon yıl” sonra Y kromozomu diye bir şey kalmayacak.
    Erkek nesli tükenecek, belki de gelecekte erkeğin yerini “robot” alacak sözü ortalarda dolaşıyor

                                      @@@@@@@@@

   “İngiliz The Sundey Times’a” göre; İngiltere’de “göğüsleri büyüdüğü” için”göğüs küçültme ameliyatı” yaptırmak isteyen erkek sayısında, geçmişe göre büyük artışların olduğunu açıkladı. 
   
İşin şaşırtıcı tarafı, bir kısım erkekler bu durumu kanıksamış durumda…
   “Memelerindeki büyümeyi” normal bir değişiklik olarak kabul ediyorlar. 
   Yakında erkeklere göre özel sütyenler piyasaya çıkarılırsa kimse şaşırmasın…
   
Bir diğer gerçek de; “iktidarsızlık sorunu” olan erkeklerin sayısı gittikçe artıyor. 
   
İngiliz doktorlarına göre bu durumun nedeni, “fast-food restoranlar” için yetiştirilen hayvanlara verilen “hormonlu yemler” başta geliyormuş. 
    Zaten bu sorunu en yoğun yaşayan milletin İngilizler olduğu konusunda dünyada bir fikir birliği var. 
    Bilim adamları, besi hayvanlarına ve sebzelere çabuk gelişmeleri için hormon verildiğini ve bu kimyasalların eti tüketenlerin vücuduna geçtiğini savunuyorlar.
 


                                          @@@@@@@@@

    Erkekliğin eskisi gibi olmadığının bir diğer göstergesi de “metroseksüel” erkekler.
   Tırnaklarını yaptıran, kıllarını aldıran, manikür-pedikür salonlarından ve solâryumdan çıkmayan erkeklerin sayısı her geçen gün artıyor. 
    Etrafınıza bir bakın, kadın kuaföründe saç kestiren ne kadar çok erkek olduğunu hayretler içerisinde göreceksiniz. 
    “Batılı bilim adamlarına göre,”  yüz yıl sonra bugün bildiğimiz anlamda erkek kalmayacak...
    Erkeklik; 3 milyon yıllık insanlık tarihinde şimdiye kadar hiç olmadığı kadar tehlike altında…
    Kıllı, sert bakışlı, her an kavga edecekmiş gibi duran, kaslı, sağlam yapılı, kavgaya hazır, ürkütücü erkek tipinin yerini kibar, masum, nazik, ince parmaklı, zarif, “efemineerkekler” almaya başladı.

                                          @@@@@@@@@@@

     Yaşam tarzının bir sonucu olarak, erkeklerdeki en yaygın duygulardan biri olan“kızgınlık duygusunun”  yerini “layt erkekler” almaya başladı.
    “Layt erkek-taş fırın ekmek”  tv. Dizilerine konu olmaya başladı bile…
    Erkeklerdeki bu değişimin önümüzdeki yıllarda çok daha hızlanması bekleniyor.
    Sebebi de büyük “kozmetik şirketlerinin” artık erkekleri de tüketici kabul etmeleri.
    Erkekler, “klâsik erkek tiplemesinden” ne kadar çok uzaklaşırlarsa,  o kadar güzellik ve makyaj sektörü gelişecek demektir.

                                           @@@@@@@@@@

     Bu günkü hızlı değişim devam ettiği takdirde, önümüzdeki yüz yıl içinde günümüz erkeğinden çok farklı, “kadın gibi özenli giyinen,” bakımlı, elleri, manikürlü, kibar, kuaförden çıkmayan, kılsız, tüysüz, dölleme kabiliyeti körelmiş veya azalmış erkeklere dönüşeceği gerçeğini şimdiden tahmin edebiliriz.
    Her ne kadar “Batı dünyasında” bunlar yaşanıyor gözükse de çok yakında bizde de olacağı muhakkak
    
Ufaktan ufaktan olmaya başladı bile…
    Eee… Ne diyelim?..
    Küçük kıyamet alâmetlerinin yerinibüyük alâmetler almaya başladı…
    
Eskiden kıyamet, “kadınlar yüzünden kopacak” diyorlardı.
    Bu gidişle,  “erkekler yüzenden kopacağa benziyor…”
   

                          Mustafa K.TOPALOĞLU

                                   www.mtopaloglu.com

Last modified on Saturday, 20 February 2016 15:33
Rate this item
(0 votes)

 Kadını korumayla ilgili çıkarılan ”6284 sayılı yasa” aslında“erkeği daha fazla saldırgan ” yaptığını yaşayarak gördük.

Şiddetin hiçbir şekli, insani ve İslami değildir.

İnsanlıktan nasibini almayan ve içinde “merhamet duygusu” olmayan kişilerin başvurdukları bir durumdur şiddet.

Dünya kurulduğundan beri bu durum var mı?

Var.

Halen var mı?

Var.

Biz bunu ne kadar benimsemesek de, uygulamada şiddetin her çeşidi maalesef var.

“Aile içi şiddet,” bunların içinde en yaygın olanıdır.

Eskiden karı-koca arasında erkek, karısına “dayak atıyordu.”

Şimdi çıkarılan yeni kanunlarla köşeye sıkışan erkek, “karısını öldürüyor.”

Yetmiyor, ona “müdahale edenleri de öldürüyor.”

Sonunda da “kendini öldürüyor.”

                    @@@@@@@@@@@@@@@@@

Neden bunu yapıyor?

Çünkü kanun gücüyle, elinden çocuğu alınıyor.

Tapusu alınıyor.

Evinin etrafına yaklaştırılmıyor.

Karısıyla barışmak istediğinde de hemen yakalanıp hapse atılıyor.

Üzerine “elektronik kelepçe takılıyor,”  eşine yaklaştığında hemen emniyete sinyaller gidiyor.

Bu şekilde ablukaya alınan erkeğin gözü dönüyor ve kendini kaybediyor.

Ondan sonrada istenmeyen feci olaylar oluyor…

                      @@@@@@@@@@@@@@@@@

Kadını öne çıkarıp erkeği dışlarsanız  “ailenin ve sosyal hayatın dengesini” bozarsınız.

Bu şiddet belasını, kanunlarla, cezalarla ve polisiye tedbirlerle önleyemezsiniz.

“Aile yuvası” bir kaledir.

Bu kaleye, karı ve kocadan başkası girdi mi düzen bozulur.

Bu kalenin yasaları, kayıtlara geçmeyen yasalardır.

Her ailenin “yasaları ayrı ve özeldir.”

Bu yazılmayan yasaları ailenin temel direkleri olan karı-koca belirler.

Bütün bu gerçekler orta iken siz hala “polisiye tedbirlerle” mi aileyi dizayn edeceksiniz?

Kanunlarla, polisiye tedbirlerle aileyi ve karı-kocayı düzeltmeye kalkarsanız, erkekleri çıldırtır ve saldırgan yaparsınız.

Şu anda yapılan da budur.

Çare, aileyi ve karı-kocayı “kaynaştırmak ve birleştirmek” için yapılması gereken maddi ve manevi girişimlerdir.

Bunun için de ”gönüllü kuruluşlar ve akrabalar” aktif hale getirilmeli ve teşvik edilmeli. 

                           @@@@@@@@@@@@@@@@

Dünya nereye giderse gitsin, kadın ve erkek birlikte yaşamak zorunda.

Çünkü kadın ve erkek birbirini tamamlıyor ve “ikinin gücünü”meydana getiriyor.

Kanunlar ve polisiye tedbirler, kadın ve erkeği yakınlaştırmaz, bilakis uzaklaştırır.

Bunun sonucunda da kadın ve erkek ”gayri meşru” yollara başvurur.

Nasıl ki sınırsız serbestlik gayrı meşru yola sevk ediyorsa, aşırı baskı da insanları bu yola sürükler.

                      @@@@@@@@@@@@@@@@

Kanunlar, boşanma işlemlerinde “hak ve hukuk” için geçerlidir.

Burada önemli olan, hayatın mutluluğu ve neslin devamı için kadın ve erkek gönülden birbirine bağlanmalı ve sevgi mayası oluşturulmalı.

Çünkü kadın ve erkek birbirine muhtaçtır.

İkisi de tek başına yarımdır.

Bütün olmak için tamamlanmak için birbirlerine ihtiyaçları vardır.

Kadın erkeksiz yaşayamadığı gibi erkek de kadınsız yaşayamaz.

Yüce Yaratan, “mutluluğu ve neslin devamını” buna göre programladı.

Bunun içinde kadın, “kadınlık sanatını”  bilmeli.

Erkek de “yöneticiliği” bilmeli.

                                                                                                       Mustafa K.TOPALOĞLU

Last modified on Saturday, 20 February 2016 15:42
Rate this item
(0 votes)

 Defilelerle, reklâmlarla ve moda akımlarıyla özendirilen kıyafetler, kadınların sağlığını ciddi şekilde tehlikeye sokuyor.
    Bu kıyafetlerin başında, “dar kot pantolon” geliyor.
  
    Sağlık uzmanları, uzun süre dar kot pantolon giyen kadınlarda damarları sıkıştırarak “varise ve sistit” gibi rahatsızlıklara yol açtığı konusunda uyarılar yapıyorlar. 
    Dar pantolonlar, kalça kemiğinin altındaki sinir hücrelerini sıkıştırarak bacaklarda ağrıya yol açıyor, bacakları fazlasıyla sıkıştırdığı için “kan dolaşımını zorlaştırıyor.”
    Bel ve mide bölgesini aşırı derecede sıkan dar kotlar, “reflü, gastrit ve ülser” gibi mide rahatsızlıklarını da tetiklediği belirtiliyor.
   

                                     @@@@@@@@@@@@@@

“Moda uğruna” alınan pek çok giysi insan sağlığını olumsuz şekilde etkiliyor. 
    Vitrinleri süsleyen  “topuklu ve ince burunlu ayakkabılar,”hanımlar için ciddi tehditler oluşturuyor.
    Şu anda mağazalarda bulunan, “Fransız ve İtalyan yapımı ayakkabılar”  ciddi tehlikelere ve sağlık sorunlarına yol açıyorlar. 
    Daha uzun boylu ve şık gözükme adına pek çok kadın sağlığını tehlikeye atıyor.
    Her şeyden önce bu ithal ayakkabılar, Türk kadınının ayak yapısına uymuyor. 
    Çünkü bu ayakkabılar, Avrupalı kadınların ayak yapılarına göre imal edilmiş. 
    Üretimleri İtalyan ve Fransız kadınların ayaklarına göre tasarlanmış. 
    Türk insanının ayak yapısı taraklı ve nispeten daha geniş olduğundan ayak tam yere basmıyor, bu açıdan da bizim kadınlarımızın ayaklarına uymuyor. 
    Sağlık uzmanlarına gör; “İnsanın yükünü en fazla taşıyan nokta olan topuk, devre dışı bırakılınca kemiklerde “erken bozulmaların meydana geldiğini”  söylüyorlar.

    Genç yaşlarda bu sorunlar ortaya çıkmayabilir, ancak ileri yaşlarda geri dönüşü olmayan sağlık problemlerinin kaçınılmaz olduğunu uzmanlar söylüyorlar. 
    Bu tip ayakkabılar, “hallux valgus” denilen ayak başparmaklarında dış yana doğru büyüme ve kaymaya sebep olabiliyor.
    Bununla beraber, ayaklarda, ”iltihap ve şişliklere” yol açıyor ve ayağın duruşu bozuluyor.
    Bırakın ayaklarda yaşanan acıyı, topuklu ayakkabı başın öne doğru tutulmasına neden olduğundan boyun ağrısına bile sebep olabiliyor.

                                
@@@@@@@@@@@@@@@

Kadınların bir türlü vazgeçemedikleri “mini etek” de bir takım hastalıklara yol açıyor. 
    Özellikle kış aylarında giyilen mini etek, “kan dolaşımını” zayıflatıyor ve “selülit” oluşumunu hızlandırıyor.
    Dar giysiler ve korse takmalar, karın bölgesine baskı uygulayarak midenin içindeki maddelerin yemek borusuna itilmesine ve sonuç olarak mide ekşimesine neden oluyor.
    Dar iç çamaşırlar, naylon ve kanserojen madde içeren kumaşlar cildi  hem tahriş  ediyor hem de terletiyor.
    Erkek veya bayanlar için kravat, sıkı bir şekilde bağlanırsa damarları sıkıştırarak “göze basınç uygulanmasına” neden oluyor, zamanla bu durum, “glokoma ve görme” kaybına yol açabiliyor.

                                      @@@@@@@@@@@@@

Son yıllarda gençlerin ayaklarından çıkarmadıkları “Ugg tipi botlar” gelecekte çok ciddi rahatsızlıklara yol açacağı söyleniyor. 
    Bu tür botların iç desteğinin yetersiz kalması ve ayakların yürüyüş sırasında sağa sola kayması, kemik hastalıkları uzmanlarına göre; “kemikleri gelişmeye devam eden gençlerde bilek, diz, kalça ve bel problemlerine yol açabileceğini” söylüyorlar.
    Yüksek topuklu veya düztaban ayakkabılar, dar ve düşük bel pantolonlar, büyük boy çantalar, sıkı lâstikli çoraplar, insanı hem yoruyor hem de sağlık yönden vücuda zarar veriyorlar. 
    Biz bu bilgileri Sağlık uzmanlarından derleyerek sizlere aktarıyoruz. 
    Bu işin toplumsal yönüne, ahlâki boyutuna ve dini alanına hiç girmedik.
    Bu işin “manevi yönü,”  bir makaleye sığmayacak kadar uzun olduğunu tahmin edersiniz. 
    Biz işin vahametini hatırlatmakla sorumluyuz.
    Karar sizin…

Last modified on Saturday, 20 February 2016 15:50
«StartPrev123456NextEnd»
Page 6 of 6