KARAMSAR VE SALDIRGAN KİŞİLERİN PSİKOLOJİSİ

Tuesday, 01 November 2022 09:52
Published in Güncel

Karamsar ve saldırganlıkla ilgili pek çok “kişilik tiplemeleri” var.

Ülkemizde yaygın hale gelen iki tipleme daha fazla öne çıkıyor.

Bunlardan birincisi, “ruhsal yönden rahatsızlığı” olanlar.

İkincisi, “siyasal yönden rahatsızlığı” olanlar.

Her iki tiplemelerin “saldırganlıkları ve karamsarlıkları” çok ileri boyuttadır.

“Siyasal yönden saplantıları” olanlar üzerindebiraz duralım.

 

*****  0  *****

Ruhsal yönden rahatsızlığı olanların tedavileri bellidir.

 “Psikiyatrik ve psikologlar” vasıtalarıyla kontrol altına alınabiliyorlar.

Siyasal yönden rahatsız olanlar; “nefret, kin, ön yargı ve saplantı” şeklinde olduklarından tedavileri pek mümkün olmuyor…

Bu insanlardan normal davranışlar beklenemez.

Kendilerine birçok gerekçeler bularak, “saldırganlıklarını ve karamsarlıklarını” her fırsatta sürdürürler.

Her kesimde bu tip insanlar bulunabiliyor.

 

*****  0  *****

“Eleştiri yapıyorum” diye “söylemleri ve metotları” aşağı yukarı aynıdır.

Genelleme yaparak sıralamaya başlarlar.

Ülkenin sağlık durumunun perişan olduğunu,

Ulaşımın çıkmazda olduğunu,

Ekonominin bittiğini,

Yoksulluk nedeniyle insanların evlerine ekmek getiremediklerini,

Yatırım adına ülkede hiçbir şeyin yapılmadığını ve daha bir sürü olumsuzlukları sıralayıp dururlar…

Ortada “somut her hangi bilgi ve belgeleri” yok ama genellemeler üzerinden varsayımlarını sıralayıp dururlar…

 

*****  0  *****

Genellemeler üzerinden “karamsar tablolar” çizmeyi büyük meziyet sanırlar.

Bu şekilde “egolarını” tatmin eder.

Her hangi bir olumsuz olay üzerinden hareket ederek bütün camianın insanlarını topluca suçlamayı ilke haline getirirler.

Çeşitli mevkideki insanları,  ”yolsuzluk, hırsızlık ve adam kayırmacılıkla” itham ederler.

Eğer kendi düşüncesinde iseler, ”tam tersine karayı- beyaz” gösterirler.

Bu karamsarlıklarının ve ithamlarının altında yatan esas dertleri, “ideolojik bir saplantıdır.”

Bu ideolojik saplantı da genelleme olarak, “din düşmanlığı üzerine” kuruludur.

“Sözde Müslümanlığı” da kimseyine bırakmazlar.

 

*****  0  ****

 

“Felaket tellallığı” yaparak yaygara koparmayı ilke haline getirirler.

“Kötü yönetim ve beceriksizlik” yüzünden ülkenin batma noktasına geldiğini savunurlar.

Can güvenliğinin olmadığını ve herkesin korku içinde olduğunu dillerinden hiç düşürmezler.

“Hep maddiyat ve ideoloji üzerinden enerjilerini” harcarlar.

Olumsuzluklar ve karamsarlıklarla enerjilerini tükettiklerinden, “yararlı şeyler üzerinde enerjileri kalmıyor.”

 

*****  0  *****

Karamsar kişilerin bu psikolojilerini belirlerken, “ülkede her şeyin yolunda olduğunu ” iddia etmiyorum.

Her muhalefet yapanın bu psikoloji içinde olduğunu da kastetmiyorum.

Hangi sistem, hangi hükümet, hangi idare olursa olsun mutlaka “eksikleri ve yanlışları” vardır.

Dünya kurulduğundan beri “doğrularla-yanlışlar” hep olmuştur.

Önemli olan doğrularla-yanlışlar arasında, “dengeyi kurabilmektir.”

Bu uğurda mücadele verebilmektir.

“Makul düşünebilme ve objektif olabilme” olgunluğuna gelebilmektir.

 “Bunu ayırt edebilme bilincine” sahip olabilmektir.

Bu anlayışı vurgulamaya çalışıyorum.

Hep doğrular olmadığı gibi, hep yanlışlar da hiçbir zaman olmaz.

 

                                                            www.mtopaloglu.com

YILLARA GÖRE EVLİLİĞİN EVRELERİ

Sunday, 25 September 2022 13:51
Published in Güncel

Birinci yıl: Çiftler evlenmeden önce, ne kadar uyumlu görünseler de işler daha sonradan değişebiliyor. Pek çok davranışları deneme yanılma yoluyla olduğundan evliliğin en güzel ve en tehlikeli yılı birinci yıl olarak kabul ediliyor. İlk günler, ilk haftalar, belki de ilk aylar gayet güzel geçer ama içlerinde devamlı bir endişe oluşur. Acaba bu böyle devam eder mi, anlaşabilecek miyiz, güzel geçinebilecek miyiz, ilerideki yıllarda durumumuz ne olacak gibi sorular kafalarının içinde dolaşır durur?

 

*****  0  *****

 

Yapılan araştırmalara göre, ilk yıllar evliliğin geleceği üzerinde belirleyici olacak kritik durumlardır. Günümüz insanının beklentileri, birbirlerini kabullenmeleri, gerçek kişiliklerinin ortaya çıkmasıyla yavaştan yavaştan tartışmalar başlar. Eğer evlilik hazırlıklarının alt yapıları sağlamsa sorunlar birden ortaya çıkmaz. Hazırlıksız bir evlik yapıldıysa, ilk günlerden sorunlar baş göstermeye başlar. Hatta boşanma bile olabilir. En önemlisi kadın açısından romantizm, erkek açısından cinsel doyum yoksa durum çok daha vahim bir hal alır. Bu açıdan evliliğin ilk yılı sınav yılıdır diyebiliriz.

 

*****  0  *****

 

İkinci yıl: Evlilik hayatında tahammül ve sabırlı olma varsa her geçen gün çiftler birbirlerini anlamaya ve mutlu olmaya doğru ilerleme devam eder. Tahammül, kabullenme, sabır ve ortak noktaları yoksa veya az ise her geçen gün sorunlar birikmeye başlar. İncir çekirdeğini doldurmayan meseleler yüzünden birbirlerini yıpratırlar. Hele bir de iletişim becerileri yoksa şiddetli geçimsizlik onları boşanmanın eşiğine getirir. Bu açıdan evliliğin 1. ve 2. yılı çok kritik kabul ediliyor, adeta pamuk ipliğine bağlı gibidir her an kopabilir.

 

*****  0  *****

 

Üçüncü yıl:  İki yılı geride bıraktıktan sonra çiftler, eşlerinin zayıf yönlerini kabul etmeye ve kabullenmeye başlarlar. İşin içine çocuk girince evlilikleri daha da güzelleşir. Aralarında uyum varsa beraberlikleri giderek güçleşir. Uyum yoksa boşanma kaçınılmaz hale gelir. İstatistiklere göre, boşanmaların büyük bir çoğunluğu üçüncü yıldan sonra oluyor.

 

*****  0  *****

 

Dördüncü yıl: Uyumluluk devam ettiği sürece evlilik hayatı yaşanır hale gelir. Aile bağları kuvvetlenir ve mutluluğu sınırsız bir şekilde yaşarlar. Uyumluluk yoksa kırgınlıklar, kavgalar ve huzursuzluklar sürüp gider. Farlılıklarını kabul edememe durumunda zoraki tahammül etmeler olur ama sorunların birikimi sonucunda işin içinden çıkılmaz bir hal alır.

 

*****  0  *****

 

Beşinci yıl:  Çiftler beş yılı geride bıraktıklarına göre,  evlilik yolunda gidiyor demektir. Eşler birbirlerini anlamaya ve tanımaya başlamışlardır. Birinci çocuklarının yanında ikinci çocuğun hesabı da gündeme gelir. İşler yolunda gitmiyorsa, aileler de devreye girmeye başlar. Bu sefer evlilik hayatı daha da çıkmaza girer.

 Bastırılmış, sindirilmiş sorunlar ailelerle birlikte düşmanlıklara, kine ve nefrete dönüşür.  Bu noktadan sonra ayrılma gündeme gelir. Bu beşinci yıl aynı üçüncü yılda olduğu gibi boşanma riskinin en çok olduğu yıl olarak kabul ediliyor. Çünkü bu dönem konuşulmamış, aşılmamış sorunların birikip gün yüzüne çıktığı dönemdir.

 

*****  0  *****

 

Beş ile On yıl arası: İkinci çocuğun devreye girmesiyle kadın bütün ağırlığını çocuklara verir. Bununla beraber duygusal uzaklaşmalar baş gösterir.  Erkeğe karşı yapılan bu ilgisizlik, beraberinde başka sıkıntıları getirir. Karı-koca arasında uyum varsa bu sorun iletişimle halledilebilir. Uyum yoksa erkeğin gözü dışarıda olur. Bu dönemlerde kırılmalar ve uzaklaşmalar baş gösterir. Boşanmanın üçüncü safhası bundan sonra başlar.

 

*****  0  *****

 

On ile Yirmi yıl arası: Çocukların ergenlik dönemleri, eğitimleri ve ekonomik sorunları devamlı gündemde olur. Karı-koca arasındaki uyum, çocuklar arasındaki uyumla bütünleşemiyorsa tartışmaları da beraberinde getirir. Bu tartışmalar zaman içerisinde normale dönebilir. Aile hayatında bir düzen yoksa tartışmalar, kavgalar sürüp gider…

 

*****  0  *****

 

Yirmi ile Otuz yıl arası: Ailede çocuklar da birey olmaya başlar. Onların istekleri, evin içindeki davranışları, anne ve babadan beklentileri, anne ve babanın da onlardan beklentileri haliyle sorun oluşturur.  Aynı evin içinde erkek ayrı, kadın ayrı ve çocukların ayrı hayatları derken hayat karışık bir şekilde devam eder…  Bu durum aileleri birbirlerine yakınlaştırdığı kadar, çoğu zaman uzaklaşmalara da yol açar.

 

*****  0  *****

Otuz-Kırk-Elli-Altmış-Yetmişli… Yıllar: Karı-koca,  baş başa kaldığı yıllardır… Sudan bahanelerle tartışmalarla, tatlı-acı günlerle, küsüşmeler ve sevinçlerle hayat devam eder. Bir tarafta çocukları, diğer tarafta torunlarıyla hayatlarını sürdürürler. Karı-koca olumlu ve olumsuz yönleriyle birbirlerini kabullenmiş ve alışmışlardır. Olağan üstü bir durum olmadıktan sonra hayatları böyle sürüp gider. Ancak yaşadığımız bu dijital dünyada hangi evlilik olursa olsun, başından itibaren şartlara ve gelişmelere göre, boşanma ihtimalleri her zaman vardır.

 

                                                            www.mtopaloglu.com

BU HAYAT PAHALILIĞINDA EVLENİLİR Mİ?

Sunday, 17 July 2022 09:32
Published in Güncel

Evlenme zamanı gelen pek çok genç, ekonomik imkânsızlıklarını bahane ederek:

 “Bu hayat pahalılığında nasıl evleneyim?” gerekçesini ortaya koyar.

 Diğer bir gerekçe de çevresinde ve toplumdaki “geçimsiz evlilikleri ve boşanmaları” öne sürerek:

 “Evlenip onlar gibi olacağıma hiç evlenmeyeyim daha iyi” diyenlere çok rastlıyoruz.

 Elbette bu gerekçelerin haklılık payları vardır, ancak işin aslı geçekten öylemi?