Mustafa Kahraman Topaloğlu

Mustafa Kahraman Topaloğlu

mustafa@mtopaloglu.com
w
ww.mtopaloglu.com


“DEİZİM” ve “DEİSTLİK” de NEYİN NESİ?..

Friday, 10 February 2023 11:35
Published in Güncel

            “DEİZİM” ve “DEİSTLİK” de NEYİN NESİ?..

 

     Mustafa K.TOPALOĞLU

            Araştırmacı-Eğitimci

 

Yaşadığımız bu çağda, “dinî-ilmi-aklî ve ruhî tatmin” noktasında çok ciddi sorunlar yaşanmaktadır

 Küçük şeylerden mutlu olmak,

 Kanaatkâr olmak,

 Sabırlı olmak,

 Duygudaşlık yapmak,

  Merhametli olmak gibi “insani erdemler” neredeyse yok sayılmaktadır.

 Aynı şekilde günümüzde insanlar, dini değerlerin insan hayatını yönlendirmesi gibi konularda aşılması güç sorunlarla karşı karşıyadır.

 Bu sorunlar genç nesilde daha bariz bir şekilde kendini göstermektedir.

21.YÜZYIL, “YALAN ve ALGI” ÇAĞI OLMUŞ!..

Tuesday, 27 December 2022 11:14
Published in Güncel

“Yalancılık,” Dünya kurulduğundan bu yana var olan bir olgudur.

Yalan binlerce yıldır edebiyatın, felsefenin, psikolojinin ve popüler kültürün ilgi alanı olageldi.

 “Algı dediğimiz kavram,” duyu organlarının uyarılmaları sonucunda meydana gelen sinyallerin yönlendirilmesi sayesinde oluşuyor.

Çağımızda bu durum öylesine yaygın hale geldi ki doğrularla yalanlar adeta iç içe girmiş.

 Kim yalan söylüyor, kim doğru söylüyor ayırt edilemez hale geldi.

Günümüzde “yalan ve algılar,”  televizyonlarda, internette ve sosyal medyada tüm hızıyla etkilerini gösteriyor.

 

KARAMSAR VE SALDIRGAN KİŞİLERİN PSİKOLOJİSİ

Tuesday, 01 November 2022 09:52
Published in Güncel

Karamsar ve saldırganlıkla ilgili pek çok “kişilik tiplemeleri” var.

Ülkemizde yaygın hale gelen iki tipleme daha fazla öne çıkıyor.

Bunlardan birincisi, “ruhsal yönden rahatsızlığı” olanlar.

İkincisi, “siyasal yönden rahatsızlığı” olanlar.

Her iki tiplemelerin “saldırganlıkları ve karamsarlıkları” çok ileri boyuttadır.

“Siyasal yönden saplantıları” olanlar üzerindebiraz duralım.

 

YILLARA GÖRE EVLİLİĞİN EVRELERİ

Sunday, 25 September 2022 13:51
Published in Makaleler

Yapılan araştırmalara göre, ilk yıllar evliliğin geleceği üzerinde belirleyici olacak kritik durumlardır. Günümüz insanının beklentileri, birbirlerini kabullenmeleri, gerçek kişiliklerinin ortaya çıkmasıyla yavaştan yavaştan tartışmalar başlar. Eğer evlilik hazırlıklarının alt yapıları sağlamsa sorunlar birden ortaya çıkmaz. Hazırlıksız bir evlik yapıldıysa, ilk günlerden sorunlar baş göstermeye başlar. Hatta boşanma bile olabilir. En önemlisi kadın açısından romantizm, erkek açısından cinsel doyum yoksa durum çok daha vahim bir hal alır. Bu açıdan evliliğin ilk yılı sınav yılıdır diyebiliriz.

BU HAYAT PAHALILIĞINDA EVLENİLİR Mİ?

Sunday, 17 July 2022 09:32
Published in Makaleler

Evlenme zamanı gelen pek çok genç, ekonomik imkânsızlıklarını bahane ederek:

 “Bu hayat pahalılığında nasıl evleneyim?” gerekçesini ortaya koyar.

 Diğer bir gerekçe de çevresinde ve toplumdaki “geçimsiz evlilikleri ve boşanmaları” öne sürerek:

 “Evlenip onlar gibi olacağıma hiç evlenmeyeyim daha iyi” diyenlere çok rastlıyoruz.

 Elbette bu gerekçelerin haklılık payları vardır, ancak işin aslı geçekten öylemi?

İnsanoğlunun atası Hz. Âdem yaratılmadan önce; dağların, ormanların, tepelerin, nehirlerin, cinlerin ve meleklerin yaratıldığını Kuran-ı Kerim bizlere bildiriyor.
   Nitekim bakara suresinin 30. ayetinde Allah-u Teâlâ meleklere hitaben: "Ben yerde bir halife yaratacağım!" dedi.

 Melekler de: "Yerde fesat yapacak, kan dökecek kimseleri mi yaratacaksın? Hâlbuki biz, hamd ederek seni tespih ve takdis ediyoruz." dediler.

 Allah(cc) da: "Sizin bilmediğinizi ben biliyorum!"  buyurarak İnsana ait çok önemli bir özelliğe işaret ediyor.

 “Yeryüzünde kan döken ve fesat çıkaran” ifadesi insanın fıtratında var olan diğer duygular gibi ”kan dökme ve saldırganlık İçgüdüsü” dür.

“Kurban kesmek,” dini bir vecibe olmasının yanında “insan psikolojisi” açısından ele alındığında “bilinçaltında var olan saldıranlık içgüdüsünü” kontrol altına alma açısından da bir rahatlama şeklidir.

Kimlik Arayışımız!..

Tuesday, 12 April 2022 20:02
Published in Makaleler

Başka bir toplumu kendimize referans alma eğilimi bizde “3.Selim”  ile birlikte başladı.
     Millet olarak, bu güne kadar referansı sürekli dışarıda arama telkinleriyle şartlandık.

 Bu coğrafyanın bir insanı olarak, bir Müslüman olarak,  bir Türk olarak ne hissediyorum veya ne düşünüyorum bilincinden uzak yetiştik.
     Parçalanmış bir kişiliğimiz, bir kimliğimiz var ortada…
     Zaten bu yüzden kendimizi sevmiyoruz.

Zaten bu yüzden birbirimize güvenmiyoruz.

Aidiyet duygumuz gelişmediğinden, geçmişimizden, tarihimizde ve dilimizden adeta utanır duruma geldik.

Oysa “Rusya,”  hala eski çarlıklarıyla övünüyor.
    “İngilizler,” eski kraliyetiyle varlıklarını sürdürüyorlar.
     “Yunanlılar,” Roma kültürüyle kimliklerini ortaya koyuyorlar.
    Millet olarak bizler ise, neden “Osmanlı kimliğimizi” rahatlıkla ortaya koyamıyoruz veya koymuyoruz?..

İnsanın bir DURUŞU Olmalı!

Saturday, 19 February 2022 07:38
Published in Makaleler

İnsanın bir fikri, bir çizgisi, bir anlayışı, bir davası ve bir duruşu olmalı.

Doğruya doğru, eğriye eğri diyebilecek bir kişiliği ve kimliğe sahip olmalı.

Menfaati için alçalan, üç kuruş için her kılığa giren biri olmamalı.

Zorluklar karşısında dahi kişiliğinden taviz vermeyen dürüst biri olmalı.

Olayları saptıran, dolambaçlı davranışlar içinde olan biri olmamalı.

Herkes Haklı da Biz Suçlu Muyuz?

Friday, 28 January 2022 08:47
Published in Makaleler

Türkiye son 25-30 senenin en büyük hayat pahalılığını yaşıyor.

Eskiden de “enflasyonlar ve hayatpahalılığı” olurdu.

Bu kadar kısa zamanda, böylesine birden hayat pahalılığı olmadı.

Zaman içerisinde,  yavaş yavaş yüzdeliklerle ifade edilen pahalılıklar olurdu.

Şimdi ise “her şey katlamalı,”  iki katı, üç katı pahalılıklar üst üste geldi.

“Döviz” iniyor, çıkıyor ama zamlar bütün hızıyla yükseliyor.

Bu ne vicdansızlık, bu ne acımasızlık!..

Gençliğin Yöneldiği Alanlar

Friday, 10 December 2021 11:08
Published in Makaleler

Gençlik, bir milletin  temel taşı ve dinamik gücüdür.

 Aynı zamanda “toplumun geleceği” ve umududur.

Gençlik dönemi, insan hayatının en kritik, en önemli ve en sorunlu dönemidir.

 Genç insan, fizyolojik, ruhsal, duygusal, eğitim-öğretim, ahlak, kültür bakımından gelişim, değişim ve etkileşim sürecindedir.

 Genç insan, geleceğini delikanlılık dönemimde kazanır, işine ve mesleğine bu dönemde sahip olur.

 “Kimliğini, karakterini ve kişiliğini” bu dönemde elde eder.

 İyi veya kötü alışkanlıkları, faydalı veya zararlı bilgileri bu dönemde edinir.

Ancak genç insanın, çağımızda çok büyük düşmanları vardır.

“İletişim ağının” her geçen gün etkisini artırması “kültürel kirlenmişliğin” önünü açmakta ve pek çok problemleri de beraberinde getirmektedir.

Kültürel kirlenmişliğin en önemli problem alanı, “gençler ve gençliktir.”

«StartPrev123456789NextEnd»
Page 2 of 9