Mustafa Kahraman Topaloğlu

Mustafa Kahraman Topaloğlu

mustafa@mtopaloglu.com
w
ww.mtopaloglu.com


Sanatla Kaybettiklerimiz

Tuesday, 12 June 2018 11:57
Published in Makaleler

    İnsanları etkileyebilmek ve yönlendirebilmek için, en etkili araçlardan biri de “sanatsal faaliyetler” dir.
    Çünkü sanat, insanın “ruhuna ve kalbine” hitap eden “sihirli bir güç” tür.
    Hangi sanat türü olursa olsun, bıraktığı iz, insanın hafızasından kolay kolay silinmiyor.
   Sanatı, şahsi çıkarları için kullananlar, kendilerini küçülttükleri gibi, toplumu da yanlış yönlendirip “yozlaştırıyorlar.”
   Şu anda Türkiye, bu “kültürel kirlenmeyi” yaşıyor.
   Bu “toplumsal facianın” bedeli de çok ağır bir şekilde kendini gösteriyor.

“Kötülük Dürtüsü,” Nasıl Bir Duygudur?

Thursday, 12 April 2018 17:12
Published in Makaleler

Düşmanlık,
Kindarlık,
Saldırganlık,
Hilekârlık,
Egoistlik,
Yalan,

İftira gibi ”olumsuz duygular,” insanlarda neden vardır?

İnsanlar, neden başkalarına kötülük yapmak isterler?

Bizim toplumumuzda, özellikle bazı yörelerin insanlarında görülen bu “ruhsal bozuklukların” temelinde yatan gerçekler nelerdir?

Bu ilkellikler, bu cahillikler, nereden kaynaklanıyor?

Bunların her biri araştırılıp incelendiğinde görülecektir ki, Türkiye’nin “sosyal ve ahlaki yaraları” korkunç boyutlara ulaşmış...

Ergenlik Döneminde "Kişisel Gelişim"

Monday, 05 March 2018 19:34
Published in Makaleler

Ergenlik dönemi, 12-13 yaşlarında başlayıp 19-20 yaşlarına kadar devam eden fiziksel ve ruhsal değişimlerin yaşandığı bir dönemdir.
Kızların ergenlik durumu ise daha erkek yaşlarda kendini gösterir.
İnsanlar yaşamları boyunca sürekli olarak değişir ve gelişirler.
Bu değişimlerin yoğun olarak yaşandığı dönemlerden biri de ergenlik dönemidir.

“Kimlik arama duygusu” daergenlik döneminde ortaya çıkar.
Bu dönemde ergen, hem kendi hem de başkaları için kim olduğunu sorgulamaya başlar.
Kimlik arama, kendisinin farkına varma ve toplumun ergen için tanımladığı rolleri benimseme anlamına geliyor.
Yeni arayışlar içerisinde olan genç, “ben kimim, neyim, ne olacağım, toplumdaki yerim ne?” gibi soruları bilinçli ve bilinçsiz bir şekilde sormaya başlar.
Ergenlik dönemi bütün gençler için aynı geçmiyor elbette.
Bazı gençlerde ergenlik belirtileri hiçbir zorluk çekmeden oluşurken bazılarını da derinden etkileniyor ve tam bir bunalım yaşatabiliyor.

Gençlerde "Kız Erkek " Gruplaşmaları

Friday, 02 February 2018 19:48
Published in Makaleler

 Gençlik çağının ilk geçiş özelliğini, “gruplaşmalar ve arkadaşlıklar” oluşturuyor.

      Kültürlere ve inançlara göre bir takım değişiklikler olsa bile, genele baktığımızda “gruplaşmalar”  ve arkadaşlıklar devamlı oluyor.
    Kendine özgü yeni bir dünya kurmaya çalışan gencin, dayanabileceği en önemli güven kaynağı arkadaşlarıdır.
     En kıymetli varlık insan olmakla beraber, en aciz ve muhtaç varlık da yine insandır.
    Bu açıdan, bir başkasıyla işbirliğine ve dayanışma içinde olmaya her zaman ihtiyaç vardır.
     Özellikle ergenlik çağındaki bir gencin sevinçlerini, üzüntülerini paylaşmak için “içten dostlara” daha fazla ihtiyacı vardır.
     Ergenlikte arkadaş, anne ve babadan da daha öndedir.
     Çünkü duygularını en iyi paylaştığı kişi arkadaşıdır.
     Bu bağlamda, ergen için arkadaşları büyük önem taşıyor.
    Bir gencin arkadaşları çoğaldığında hemen bir ”grup oluşturma” yoluna giderler.
    Arkadaş uğruna, oluşturduğu grup adına ailesini, anne ve babasını bile karşısına alabilirler.

“Ergenlikte” Kız erkek arkadaşlığı"

Monday, 01 January 2018 10:12
Published in Makaleler

“Ergenlik dönemi,”  çocukluk, gençlik ve erişkinlik dönemi olarak tanımlanıyor.

İnsanın çocukluğunu güzel güzel sürdürürken, önce küçük belirtilerle başlayıp sonra bedenini ve ruhunu ablukasına alan büyüme süreci devreye giriyor.

               Bu süreç, bir ömür boyu sürecek mücadelenin farklı alanıdır.

               Allah (cc) indinde sorumluluk alma bilincinin başlangıcıdır.

Gerek ergenlik, gerekse gençlik dönemleri insan hayatının en güzel en mutlu ve en güçlü dönemleri olurken, aynı zamanda birer “kriz” ve “bunalım” dönemleridir.

İnsan hayatının her dönemlerinde bunalımlar ve krizler yaşanıyor.

             Ancak gençlik çağındaki bunalımlar kolay kolay unutulmazlar.

Belki de bu yüzden halk arasında ergenlik ve gençlik dönemleri “delikanlılık,”  “yeni yetme” gibi çeşitli sıfatlarla adlandırılmıştır.

Kadın Erkek Arkadaşlığı!..

Monday, 04 December 2017 18:58
Published in Makaleler

Arkadaşlık, hayatın her döneminde önemini  kabul ettirmiş bir sosyal ihtiyaç olmakla beraber, arkadaşlığın en farklı dönemi “ergenlik çağında” kendini gösteriyor.
    Kadın-erkek arasındaki “refleks çekim gücü,”  ergenlik çağlarında hormonal değişiklikler göstererek karşı cinse ilgi duyma şeklindedir.
     İnsanların karşı cinse ilgi duyması, fıtrattan gelen bir duygudur.
    Bu duygu, şartlara göre ve dönemlere göre devamlı değişiyor.
    Dünya kurulduğundan beri, “kadın-erkek ilişkileri” yerinde durmuyor.
    Devamlı değişiyor ve farklı formatlara giriyor.
    Kadınla erkeğin arkadaşlığını, “Kelebeğin ateşle dans etmesine” benzetirler.
    Halk arasında yaygın olan “Ateşle barut yan yana durmaz” deyimi aslında çok şeyi anlatıyor.
   “Erkeğin cinselliği görselliğe dayandığından” bilinçaltında cinsellik duygusu vardır.
    Erkek cazibeli bir kadını gördüğünde, beyni cinsel salgı bezlerini devreye sokuyor.
    O andan itibaren erkeğin cinselliği hazır bir konumdadır.

iman ve sevgi nimeti

Thursday, 26 October 2017 05:09
Published in Makaleler

 “İman ile sevginin”  ne büyük bir güç olduğunu anlatacağım bu hikâyenin içinde görebilirsiniz.

Sevgi ile İman birleşince nasıl bir güç olduğunu yaşayarak öğrenen insanların sevgileri ve imanları başka oluyor.

Bu iki hazineyi kavrayabilen ve hayatına uygulayabilen bir insan, bütün sorunların üstesinden rahatlıkla gelebilir.

Önemli olan iman ile sevgiyi  “sözde değil özde” kavrayabilmek ve hayatına uygulayabilmek…

Bir Asırlık Bir Sorun "Kervan 2015"

Monday, 09 October 2017 15:53
Published in Makaleler

Bir asırdır devamlı gündemde tutulan sözde Ermeni soy kırımı sorunu, direk olmasa bile bir başka açıdan sinemaya aktarıldı.

100 yıldır devamlı konuşulur, siyasi malzeme yapılır  ama ne bilimsel araştırılması yapılmış, ne tarihi gerçekleri ortaya konmuş ne de sineması yapılmış?..

  Sözde ermeni soy kırımı, ilk defa yönetmen “İsmail Güneş” tarafından büyük bir organize ile “Kervan-1915” adıyla filmi yapıldı.

Ermeni sorunundan ziyade, bir insanı mesele, bir emaneti sağ-selim teslim etme olayı olarak değerlendirmek daha yerinde olur.

Teknoloji ve Modernizm "taciz"i körüklüyor

Monday, 24 July 2017 09:34
Published in Makaleler

Teknolojik gelişmeler ve modernleşme, taciz olaylarını körüklediği gibi erkeleri de taciz edilir konuma soktu.

Almanya’da Federal Ayrımcılıkla Mücadele Kurumu'nun yaptırdığı araştırmada erkeklerin iş yerlerinde kadınlardan çok cinsel tacize uğradıkları ortaya çıktı.

 1002 kadın ve erkek üzerinde yapılan araştırmada erkeklerin yüzde 56'sı ve kadınların da yüzde 49'u iş yerinde cinsel tacize uğradıkları açıklandı. 

 İnsanın en değerli hazinesi olan aklın şu ilginç özelliklerini biliyor musunuz?

  • Tahminen yetişmiş bir insanın ortalama beyni 1,400 gram ağırlığındadır.
  • Beynin yaklaşık yüzde 80’i su, yüzde 10’u yağ ve yüzde 8’i proteinden oluşuyor. Geri kalan bölümünü karbonhidrat, tuz ve diğer minerallerden oluşuyor.
  • 100 milyar hücre arasındaki bağlantıların sayısı 60 trilyondur. Her hücrede bir milyara yakın protein, her proteinde ise 40 bin atom bulunmaktadır. Amino asitlerin yanlış bir dizilişi zehir tesiri yapabilmektedir.
  • Her gözde 130 milyon ışık alıcı hücre vardır. Buraya gelen sinyaller 5 santimetrelik görme siniriyle beyne ulaşıyor.
  • Bütün hücreler gibi beyin hücreleri de atomlardan oluşmuştur. Bir hücrede 10 katrilyon atom vardır.
  • Gıdaların %20 si, alınan oksijenin %25 i beyin için harcanıyor.
  • Enerji olarak ele alınırsa; beynin içinde İstanbul gibi büyük bir şehri kurmaya yetecek güçte atom enerjisi vardır.
  • Beynimizin yorulması fiziksel olarak imkânsızdır, yorulan bedenimizdir.
  • Beynimizin bir gramında bulunan nöronların bağlantı kapasitesi, dünyadaki telefon ağına eşittir.
  • Beyin açık havada ve ayaktayken daha iyi çalışıyor. Bunu bilenler önemli kararlarını böyle ortamlarda alıyorlar.
  • Farklı düşünme tarzları beyni daha iyi geliştiriyor. Bilinçli kişiler farklı düşünen insanlarla fikirlerini paylaşmak isterler.
  • Vücudumuzda 25 milyar oksijen alıcı kırmızı kan yuvarlakları bulunmaktadır. Bunları bir yüzey üzerine yayacak olursak 2570 metre karelik bir alanı kaplar.
  • Beyin, vücudumuzun en fazla oksijen ve glikoz tüketen organıdır.
  • Ne kadar çok düşünürsek, o kadar iyi fikir üretiriz. Bu nedenle Kur’an-ı Kerimde 750 civarında “düşünce” ile ilgili “…Siz hiç düşünmez misiniz?”,“…düşünemiyor musunuz?”, “… Buna aklınız ermiyor mu?”,“Acaba aklınızı kullanıp düşünmeyecek misiniz?”,” Bunun yanlış olduğuna aklınız ermiyor mu?"   gibi yüzlerce ayetlerde aklın önemi vurgulanmaktadır.
  • Bu güne kadar, “insan beyninin yüzde 10'u kullanılıyor”  fikri savunuluyordu. Şimdi ise modern bilim, “beynin her bölgesinin bir işlevi vardır.” fikrini savunuyor.
  • Dünyada ki en hızlı bilgisayar; saniyede bir milyar işlem yaparken, beynimiz saniyede bir katrilyon hızla işlem yapabiliyor
  • Beyin, sadece bilgi biriktiren bir organ değil; aynı zamanda duygu, motivasyon, korku ve umutları barındıran bir organdır.
  • Ezberlenen bilgi ve şifreler beynin verimini daha da artırıyor.
  • Beyne hangi komutu verirsek onu işliyor. Olumlu komutlar verirsek güzel olan olayları işliyor, olumsuz komutlar verirsek, kimyasal zehirler saçıyor. 

                                   Derleme

 

«StartPrev12345678NextEnd»
Page 5 of 8